Müstakbel Alacakların İbra Sözleşmesine Konu Olması Mümkün müdür?

Müstakbel Alacakların İbra Sözleşmesine Konu Olması Mümkün müdür? [1]


Müstakbel alacakların ibrasının mümkün olup olmadığı tartışmalı bir konudur.[2] İbra sözleşmesine konu alacağın belli ya da belirlenebilir[3] olması gerekir[4] fakat miktarının belli, olmasına gerek yoktur. Yargıtay, müstakbel alacakların ibrasını kabul etmese de[5] öğretide aksi görüşte olan yazarlar bulunmaktadır. Var olan bir sözleşmesel ilişkiye dayalı olarak ileride doğacak beklenen alacakların ibrası ile mevcut bir hukuki ilişkiye dayanmayan yalnızca umulan alacakların ibrası ayrı ayrı ele alınmaktadır. Örneğin kiraya verenin mevcut kiracısının ilerideki iki aya ilişkin henüz vadesi gelmemiş kira borçlarını konu alan ibra sözleşmelerinin sözleşme serbestisi sınırları içinde geçerli olacağı belirtilmekte, ancak bunlar, sözleşme değişikliği sözleşmesi ya da tazminat alacaklarına ilişkin ise sorumsuzluk anlaşması niteliğinde görülmektedir. Sadece umulan örneğin henüz kiraya verilmemiş kiracısı bile belli olmayan bir mala ilişkin kira alacağına dair ibra ise mümkün görülmemektedir[6].

Öğretide belirtildiği gibi TBK m.27, TMK m.23 ve TBK m.115’e aykırı olmamak kaydıyla gerek mevcut sözleşme ilişkisinden, gerekse henüz mevcut olmayan sözleşme ilişkisinden doğabilecek hakların ibrası sözleşme serbestisi gereğince mümkün olmalıdır. İleride doğabilecek haksız fiile dayalı alacakların da TMK m.23 ve kıyasen TBK m.115’in sınırları içinde ibrası mümkündür. Aile hukukuna ilişkin müstakbel alacaklar ise ibra sözleşmesine konu olamaz[7].

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK)[8] “Sorumluluğa ilişkin anlaşmalar” başlıklı 111. maddesinin birinci fıkrasında KTK’da öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmaların geçersiz olduğu düzenlenmiştir. Bu durumda müstakbel zararlar bakımından KTK’daki sorumluluktan doğan alacaklara ilişkin ibra sözleşmesi yapılması kesin hükümsüzlük ile sakat olacaktır.


[1] Bu kısa yazı Doç. Dr. Av. Emre Cumalıoğlu’nun “İbra Sözleşmesinin Konusunun ve Kapsamının Sınırları” başlıklı makalesinden alınmıştır. Makalenin tamamını csyhukuk.com adresinden okuyabilirsiniz. [2] BUCHER, Eugen: OR Allgemeiner Teil, Untergang: Schuldererlass, Stundung, Novation; OR 114-118, 2. Auflage, 1988, s. 401 (http://www.eugenbucher.ch/pdf_files/Bucher_ORAT_22.pdf), s. 400. SCHLÜTER, Martin : Münchener Kommentar zum BGB, 7. Auflage, München 2016, § 397 Rn.2. [3] GÜMÜŞ, Mustafa Alper: Türk-İsviçre Hukukunda İbra Sözleşmesi, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2015, s. 127. [4] Yrg. 11 HD. 2003/8610 E. 2004/3323 K. 30.3.2004 T. (www.kazanci.com .tr ET. 12.11.2015), GÜMÜŞ, s. 127, dn.93; Yrg. 19. HD. 04.03.2012; 2013/799 E., 2013/4009 K. ve Yrg. 19. HD. 04.11.2013 T. 2013/10113 E. 2013/17193 K. GÜMÜŞ, s. 127, dn.93. [5]Yrg. HGK 21.10.2009 2009/9-396 E. 2009/441, Yrg. 9. HD. 18.1.2010 T. 2009/29187 E. 2010/114 K.; Yrg. 13 HD. 14.06.2010 1578 E. 8544 K. (www.kazanci.com.tr ET. 12.11.2015). [6]Alman ve İsviçre öğretisindeki görüşler için bkz. GÜMÜŞ, s. 140 vd. [7] GÜMÜŞ, s. 148. [8] RG. S. 18195 T. 18.10.1983.

4 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör